26 Şubat 2026 Perşembe

ANNE BOLEYN

Hafta sonu izledim.. Cüneyt Gökçer Sahnesi'nde.. Sezonun yeni oyunlarından.. İki perdelik oyun iki saat yirmi dakika sürdü..
Ramazan olmasına rağmen koltuklar neredeyse tamamen dolmuştu.. Çoğunlukla genç seyircilerin salonu doldurması da ayrıca sevindirici.. Tiyatroseverler her daim mevcut olacak,diye düşünüp seviniyorum.. Hatta perde arasında, arka sırada oturan genç hanımların şimdi GATA'da hemşirelikte okuyan eski bir öğrencim ve okul arkadaşları olması ve küçük bir sohbet etme fırsatı bulmamız gibi hoş bir raslantı da oldu..
Oyuna gelince.. İngiltere tarihinin ilginç krallarından 8.Henry ve sonrası dönemini(6.James/I. Charles) anlatan oyunda,Henry'nin altı karısından ikincisi olan Anne Boleyn'in yaşamını izledik.. Kralla tanışması, Henry'nin altı yıl sonra ilk karısını(ve ölen ağabeyinin eşi,yengesi) boşayıp Anne ile evlenmesi; ama bundan önce Papa ile de yollarını ayırıp İngiltere'de yeni bir dinin kuruculuğunu üstlenmesi,bu arada hep sahip olmak istediği erkek evladın değil ama geleceğin I.Elizabeth'inin doğması,sonunda üçüncü evliliğin yolunu açan saray entrikaları ile Anne Boleyn'in idamına karar verilmesi ve aradan geçen (Kanlı) Mary,I. Elizabeth dönemlerinden sonra kral soyundan hayattaki tek erkek olarak James'in İskoçya tahtından sonra İngiltere tahtına da oturması.. Bugün için de ibretle dolu bir oyundu..
Sahneleme açısından yönetmenin(Adonis Filipi) farklılık yaratma amacıyla yaptığı tribün,yukarıdan asılan kulak ya da kanat formları,nedenini anlamadığım fil maketi dışında yalındı.. Artık sahnelemede bu anlayış tercih ediliyor,biliyorum.. Bu da oyunculuk açısından daha doyurucu bir oyun izlemeye fırsat tanıyor..
Örneğin 8.James'i canlandıran Ali Karaca en çok aklımda kalan oyuncu oldu.. Cromwell'i canlandıran Berkay Veli de abartısız oyunculuğuyla fena değildi.. Bizden bir yönetmen nasıl sahnelerdi bu oyunu,merak etmedim değil..