20 Nisan 2026 Pazartesi

Batı Karadeniz'de Bir hafta Sonu-1 (Sinop-Kastamonu)

TATLICA ŞELALESİ Önceki hafta sonu(10-12 Nisan)bir grup emekli veya çalışan hanım ve iki beyden oluşan bir gezgin grubu olarak Sinop'tan başlayıp Kastamonu'da biten kısa bir geziye çıktık.. Şansımıza hava çok güzeldi.. Özellikle Sinop'ta.. Sadece biz değil Sinop halkı da sahili doldurmuş,baharın tadını çıkarıyordu.. Neyse.. Oraya gelmeden gezinin başlangıcından alayım.. Dört mevsimi bir arada yaşadığımız geziye kuru bir havada başladık.. Çankırı'ya geldiğimizde neredeyse tipi bastırdı.. Yoğun kar yağışı altında uzun süre ilerledikten sonra sabah Erfelek'te idik.. Ortalık günlük güneşlik.. Kahvaltı molası bu küçük,şirin,vadi içine kurulmuş ilçede verilecekti.. Geleceğimizden haberli olan Türk Restoran güzelim kuzineyi yakmış,çaydanlıkları üzerine dizmiş,sıcacık sigara böreğinden pişiye,zeytininden peynirine kahvaltılıkları sıralamış, bizi bekliyordu.. Böyle özenle hazırlanmış bir kahvaltının mutlulukla ilgisi olmaz mı? Kulakların çınlasın Cemal Süreya.. Sabah güneşinin vurduğu camların yanında, sobanın içimizi ısıtan alevlerine bakarak kahvaltı keyfini yaşadıktan sonra yüzlerdeki mutluluk ifadesiyle geziye başladık.. İstikamet yine bu ilçedeki Tatlıca Şelalesi.. İlçeye 10 kilometre mesafedeki şelaleye hemencecik ulaştık.. Araçtan indiğimiz alanda önce piknik alanı ve kafeterya karşılıyor bizi.. Sonra önce sesini duyup sonra kendisini gördüğümüz şelale, döküldüğü yükseklikten karşımızda arzı erdam ediyor..
Sanıyorum yirmi metre kadar bir yükseklikten köpük köpük dökülen,döküldüğü yerde de köpük yığınları oluşturan şelale, mavi yeşil rengine bürünen suyuyla doğal bir havuzu dolduruyor.. Yazın burada yüzerek keyfini çıkarıyordur gelenler.. Şimdi sadece imrenerek bakıyoruz..
Rehberimizin anlattığına göre Karasu nehrine yapılacak baraj çalışmaları sırasında keşfedilen şelale ve arkasında yukarılara kadar sıralanan diğer şelaleler dizisi(toplamda 28 şelale imiş) ve bulunduğu alan zaman içinde milli park haline getirilmiş.. İyi de olmuş.. Hem memleketimizin bir güzelliğinin daha farkına varılmış.. Hem de bölge halkı için bir kazanç kapısı haline gelmiş.. Biz orada iken tur otobüsleriyle gelen yığın yığın ziyaretçi kalabalığı nasıl bir rağbet gördüğünü iki saat içinde anlattı bize. Rehberimizin yönlendirmesiyle, bu son büyük şelalenin yukarısında yer alan diğer irili ufaklı şelaleyi görmek üzere patikaya doğru ilerliyoruz.. Saat sabahın dokuzu.. Taş basamaklar ve onların üzerinde yukarıya tırmanan ahşapla kaplı patika ıslak ve kaygan.. Hepimizde "Aman dikkat !" uyarıları.. Buna rağmen kayan kayana,düşen düşene.. Hatta bir arkadaşımız kötü bir düşme sonucu bilek kırığı şüphesiyle hastaneye götürülmüş.. Nitekim şüphe doğrulanmış orada.. Kötü bir parçalı kırık oluşmuş sol el bileğinde.. Onu duyunca daha da tedirgin olarak tırmanışı tamamladık ve aşağı indik.. Toplamda on kadar şelale görmüş olduk.. Diğerleri birkaç metreden dökülen küçük şelalelerdi..
Ama bir yandan sürekli akan suyun sesinin verdiği dinginlik hemen yanıbaşındaki ağaçlardan gelen kuş cıvıltılarıyla insana yaşama sevinci veren bir atmosfere dönüşüyor;yanı başından geçtiğimiz renk renk orman çiçekleri,yemyeşil bitkileri cennetin içinde ilerliyoruz hissini kuvvetlendiriyordu.. Üstelik biz dönüş yoluna geçerken ağaçlardan süzülmeye başlayan güneş ışığı yerdeki nemi kurutmaya başlamış,kayıp düşme olasılığı ortadan kalkmıştı.. Demek bir saat sonra gelsek,yerdeki ıslaklıklar kuruyacak, kimse düşmeyecekmiş..
Çevrenin güzelliğine dalıp gidince fotoğraf çekme işini ihmal etmişiz,az sayıda fotoğrafla kalmış Tatlıca Şelalesi.. Bu arada kayaların arasından fışkıran suyun tadına baktım,içimi güzel ve gerçekten tatlıca !..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder