11 Mayıs 2026 Pazartesi
FIRAT'IN İZİNDE-3
KIZILİN VADİSİ
Perşembe sabahtan itibaren Fırat ve kolları üzerinde,kıyısında,yakınında yaptığımız gezinin 3. gününde ve Elazığ'dayız..
Önceki günün yorgunluğunu gece dinlenerek attıktan sonra yeni güne ve gezmeye hazırız..
Yine sabah ezanıyla kalkıp,ortalık ağarınca yürüyüşe çıktım..
Akşamın alacakaranlığında şöyle bir gördüğüm Elazığ'ı bir de sabahın aydınlığında göreyim..
Kahvaltı sonrası saat sekizde yola çıkacağız çünkü..
Akşam yağmurla yıkanan şehir sabah pırıl pırıl bir güne uyanmış..
Trafiğin yoğunluğu da başlamamış..
Elazığ büyük bir şehir..
Nüfus yoğunluğu trafiğinden belli oluyor..
Eski bir şehir olması,planlanırken geniş caddeler düşünülmemesi nedeniyle daracık ve bazıları kıvrımlı caddelerde sağlı sollu sıralanan çok yüksek katlı apartmanlar nedeniyle daha da sıkışık ve boğucu görünüyor..
Nefes alacak geniş meydanlara,parklara şehir içinde rastlamak pek mümkün değil..
O nedenle bazı cadde kenarları yeşil kuşak olarak sonradan düzenlenmiş..
İyi de olmuş..
Bu sayede hem kent beton ormanı görüntüsünden azıcık sıyrılmış hem de insanlara nefes alacak alanlar yaratılmış..
Bazı kamu binalarının tıpatıp aynı mimari planla yapılmış olması da bana tuhaf geldi..
Aynı mimarın elinden çıkmış fotokopi yapılar..
Sadece üzerindeki kurum tabelası farklı..
6 Şubat depreminden sonra yapılan binalar mı,bilmiyorum;ama cadde üzerinde sıralanan yapılar tuhaf şekilde dikkat çekiyor..
Dar ve inişli yokuşlu,eski tabirle arızalı araziye kurulan şehir,tepelere doğru yükselmeye devam ediyor..
Depremde epey hasar almış olduğu da kent merkezinde adım başı göze çarpıyor..
Depremde yıkılmış ya da hasarlı olduğu için yıkılması uygun bulunmuş pek çok binanın arsasında ya yeni inşaat çalışmaları var ya da tahta perdeyle çevrilmiş boş duruyor..
Bazı binalarda da güçlendirme çalışmaları başlamış ve sürüyor..
Güzel bir taş yapı olan Öğretmenevi de bunlardan..
Otel görevlisinin adını söylediği İnönü Bulvarı boyunca yürüyünce Fırat Üniversitesi Kampüsü'ne kadar gelmişim..
İzimin üzerine dönüp oteldeki kahvaltıdaki kafileye katıldım..
Eğitim dünyasında adı efsane olan Sıdıka Avar'ın adını bir okulda görmekten de çok memnun oldum..
Adı hep ve çok yaşasın..
Otele de çok yakın olan,Kent Müzesi(nin hemen arkasındaki kapalıçarşının kapıları henüz açılıyordu..
Akşam koşar adım dolaşmam iyi olmuş..
Daha sonra rehberimizin verdiği bilgiye bakılırsa,güney bölgemizin en büyük sanayi kentlerinden biri imiş Elazığ..
Elazığ milletvekillerinin de kentlerine ve kent ekonomisine ilişkin çok çaba sarf ettiklerini belirtti..
Bu iyi elbette..
Ancak bunu bir umut kapısı olarak gören yoksul halkın da şehre yığılmasına sebep olmuş olmalı..
Akşamki yağmurda şöyle bir dolaşmaya çıktığımda sokaklarda pek çok dilenci gördüm..
Sağanak yağmur altında nafakalarını çıkarmaya çalışıyorlardı..
Bütün bunlar birkaç saatlik gözlemler elbette..
Gördüklerim bütün ile ilgili olarak eksik kalmıştır muhtemelen..
Saatimiz geldi,yola çıktık..
Bugün Adıyaman Besni civarında olacağız..
Vadileri gezeceğiz..
Kızılin Vadisi'ni göreceğiz..
Göksu Nehri'nin Fırat'a karıştığı noktada yükselen beş bin yıl öncesine uzanan bu oluşum antik çağda yerleşim yeri olarak,Roma döneminde de mezar olarak kullanılan mağaraları(300 kadar)ile ünlü..
Geçen yıl 50 bin ziyaretçi gelmiş görmeye..
Sıra bizde..
Öğleyin ulaştığımız Kızılin vadisi iskelesinde tekneye bindik..
(200 lira)
Yarım saat kadar Fırat'ın dibi görünecek kadar berrak sularında gezindik..
Kızılin adını hak eden kızıl kayalarda görünen mağara dizileri çok ilginç görünüyor..
Kıyıya çıkıp içlerini görme fırsatımız yok..
Bu kadarı bile nasıl bir tarih ve doğa hazinesi ülkemiz olduğunu göstermeye yetiyor..
Gök masmavi,sular da öyle..
Keyifler yerinde..
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)





















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder